Karlık Zirvesi (Karacasu)

08.07.2008 Salı

5-6 sene öncesine kadar, uyumadığımız yaz gecelerinin sabahında güneş doğmadan yola çıkar ve Ballı yaylası üzerindeki tepede kahvaltı eşliğinde güneşin doğuşunu izlerdik. Aceleyle hazırlanmış ekmek arası bir şeyler ve meyve sularımızı çantalarımıza doldurur ve tepenin yolunu tutardık. Yarım saat kırk dakika kadar bir tırmanıştan sonra doğmak için bekleyen güneş kendini gösterirdi. O pazartesi gecesi de tepeye birlikte çıktığımız arkadaşım Afşin‘le uzun yıllar sonra tekrar görüşüyorduk. Yazın bu sıcak vaktinde, Karacasu Nacıpınar yaylasında sırtımda yelekle bile üşürken birden ortaya ‘Haydi yarın sabah tepede kahvaltı yapalım’ deyiverdim. Birden Afşin ve Kaan da buna çok hevesli gözüktüler. Kadir ise pek istekli değildi. Kaan tepeye değil Karlık zirvesine kadar 5 saatte çıkabileceğimizi söyledi. Bunun üzerine Karlık’a çıkmaya karar verdik. Bizimle birlikte o an yanımızda olmayan Fatih de gelecekti. Saat 2 gibi yayladaki evimize geldiğimde hemen sabah için hazırlık yapmaya başladım. Çantamı hazırlayıp saat 3 gibi yattım. Sabah 5:30’da kendiliğimden uyanmıştım. Kararlaştırdığımız gibi saat 6’a yola çıktık.

Yol boyunca çam ormanlarının arasında 4 saat geçirdik. Bazı yerlerde ormancılar kestikleri ağaçları araçlarına yüklüyorlar, bazı çobanlar kurdukları çadırlarında kahvaltı yapıyordu. Arada molalar vererek ve sürekli muhabbet ederek 4 saat sonunda Karlık zirvesindeki yangın kulesine varmıştık. Kuledeki görevli ve ailesi bizi oldukça sıcak karşıladı. Önce kulenin Karacasu’ya bakan kısmındaki kayalıklara oturup yaklaşık 20 dk kadar manzarayı seyrettik. Şiddetli bir rüzgar verdi ve hava çok güzeldi. Halbuki saat 12’de hava oldukça yakıcı olurdu bu mevsimde. Manzarayı seyrettikten sonra kuledeki görevli bizi çay içmeye davet etti. Çay olurken bir yandan kulenin üstüne çıkmış dürbünle hem Karacasu hem de Bozdoğan tarafını inceliyor bir yandan da görevlilerle konuşuyor onlardan bilgi alıyorduk. Zirvenin rakımının 1780 mt olduğunu öğrendik. Karacasu merkez 612 mt idi. Ballı yaylasına yakın yerlerin 680 mt olduğunu biliyordum. Bizim evde yaklaşık 650 mt civarında olmalıydı. Yani 4 saatte 1.000 mt’den fazla çıkmıştık. Çaylarımızı içtikten ve dönüşü başka hangi yoldan yapabileceğimizi öğrendikten sonra müsaade istedik ve ayrıldık. Yine arada molalarla yolumuza devam ediyorduk. Bilmediğimiz yollardan tarif üzerine gittiğimiz için bu sefer yolu bulmakta zorlandık. Bazen nerde olduğumuzu anlamadan yanlış patikalara sapıyorduk. Sonunda bildiğimiz bir yola ulaşmıştık. Buradan aşağıya doğru giderken Afşin bir kestirme bulduğunu söyledi ve o yola saptık. Kaan bir müddet gittikten sonra buranın Cevizli yolu olduğunu söyledi. Ben eski yola dönmekte ısrar ettimse de çoğunluk devam etmek istiyordu. Sonunda Karacasu’yu görüyorduk ama ters yöne doğru epey gitmiştik. Derenin içine inmeye karar verdik. Oldukça zor ve dik bir şekilde dereye kadar indik. Sonrada sineklerin çok olduğu kısmen kurumuş derenin için devam ettik. Dere sonunda bir yola çıktı. Yol sağa ve sola devam ediyordu. Sağdan gittik ve yaklaşık 10 dk sonra yol bitti. Yorgunluktan herkes birbirine kızıyordu. Tekrar geri dönerek soldaki yoldan devam ettik. 10-15 yürüdükten sonra bildiğimiz yerlere gelmiştik ama oldukça yorgunduk ve suyumuz da bitmişti. Bildiğimiz en yakın kaynak Kahvederesi’nin üzerindeydi ve buraya kadar susuzluğa dayanmak zorundaydık. Psikolojik olarak çok yorucu bir yolculuktan sonra sonunda kaynağa ulaştık ve sularımızı doldurup biraz dinlendik. Tekrar yola çıktık ve Kahvederesi’ni geçerek evlerimize gittik. Eve vardığımda saat 4 olmuştu. 4 saatte zirveye çıkıp, 1 saat orada oyalanmış ve yolumuzu kaybettiğimiz için 5 saatte geri gelebilmiştik. Her ne kadar yorulmuş, bazen susuz kalmış olsak da hepimiz memnunduk ve bir sonraki tırmanışı şimdiden düşünür olmuştuk. O gün akşam dedem gelene kadar uyudum ve arkadaşlarla tekrar buluştuğumda bu sefer de Sırtlanini Mağarasına gitmeyi planlıyorduk.

Hiçbirimizin aklına fotograf makinesi almak gelmemişti. Her ne kadar kaliteleri iyi olmasa da cep telefonumdaki resimleri ekliyorum.

Ayrıca son resimde geçen sene yanan kısım görülüyor. Akşam vakti bahçede biraz vakit geçirmek için çıktığımda tepenin arkasından yoğun bir duman çıkmıştı ve bu basit bir ot yakma dumanı gibi durmuyordu. Dumanın çıkışından ormanın yeni alev aldığı belli oluyordu. Hemen 117’yi aradım. Oldukça zor şekilde yangını haber verebildim. Yaklaşık 5 dk sonra da itfaiyeler ormanda diri diri yanan canlıların sesini taklit ederek tepeye doğru yola çıkmıştı. Tepeye çıktığımızda alanın temizlenip tereslamasının başladığını gördük. İşçilerin araçlarını görünüyordu ama öğle vakti olduğu için işçileri göremedik.

Ormanlık bölgelerin insanları ormana karşı daha duyarlı. Ancak yine de ormanlarımızdan ekonomik olarak yeterince yararlanamıyoruz ve böyle olunca da bir çok insan onları koruma konusunda pek duyarlı davranmıyor.

Tırmanışımız boyunca ormanın hangi bölgelerinden nasıl yararlanacağımı planladım ve Afşin’in de yanımda çalışması konusunda anlaştık. Onu dağ köylerinden bir kızla evlendirip çeyizlerini ben hazırlayacağım:)

Posted in Geziler
3 comments on “Karlık Zirvesi (Karacasu)
  1. Afşin Aydöner dedi ki:

    :):):):)
    Son kısıma nerdeyse yırtıldım:):)
    Karın tokluğuna dememişin:):)

    Çok eğlenceli ve bir okadar da zevkli bir zirve tırmanışıydı yapmış olduğumuz. Dediğin gibi öyle bir azim yaptık ki, ben öyle bir motive oldum ki ; tüm Aydın ve civarını gezicem zannettim bir ara.:)

    Ve şunu da kabul et çok iyi birer ikiliyiz ve sen tam bir yol dostu ben de rehberim:)

  2. bilge kagan aydöner dedi ki:

    2 defa karlık zirvesine cıktım ikisinin de cıkısı guzeldi ama nedense hep inerken biseyler oluyo hep yolu kaybedip gec iniyoz nasıl yapıyoz bimiyorum ama kestirme diye attıklarım hep uzun yol cıkıyo

  3. kadir bezci dedi ki:

    çağrı abi kağanın yorumundan sonra niye zirveye çıkmak istemediğimi anlamışsındır umarım…